11 Haziran 2013 Salı
Bu gün dostlarla taksimde biber gazı keyfi...Loading
Hiç bitmeyen hiç sonu gelmeyen bir parodi...
Her gün televizyonlara çıkıp da insanların gözlerinin içine baka baka yalan söyleyen bir başbakan...
Kendi polisine sivil kıyafet iki SDP bayrağı üç molotof verip tüm halkı uyutmaya çalışan iktidar...
"Sosyal medya operasyonları başlayacak" sopası ile insanların gerçeklerini yaymasını engelleyebileceğini sanan sorumlular...
Yok camide içki içmişler, yok müezzini tehdit etmişler gibi ortak hassasiyeti din olanları provake etme çabaları...
Bizim yanımızda direnen kürt kardeşlerimizin açtığı pankartları "işte bunlar hep terörist" diyebilmek için ortaya atıp durmalar...
Allah asıl senden razı gelmeyecek.
Çünkü sen polislik denen aslında mevcudiyeti ve amacı ile olması kuvvetle ihtiyaç bir kurumu bile parasını veren devlet olarak halkına karşı kullanıyorsun.
Mesele tabi ki ağaç değil dediğimizde gördünmü meseleleri ağaç değilmiş diye zafer kazanmış komutan edası ile palazlanıyorsun.
Gerçekten hak ve özgürlük taleplerini duymayıp, orada Kürt, Türk, Ermeni,Müslüman ve hatta kimbilir ateistlerin elele özgürlük çığlıklarına kulak kapatıp sadece sana edilen küfürleri gündeme getiriyorsun.
Bir tutturmuşsun CEHAPE zihniyeti diye eveleyip geveliyorsun.
Meşru haklara tabi ki saygılıyız diyosun ama meşru hak nedir sen karar veriyorsun.
Herkesin hakkına saygılıyım diyip;İçki içeni, cinsel seçimleri farklı olanları,dine bakış açısı seninki gibi olmayan herkesi fişliyorsun.
Eleştirdiğin CEHEPE zihniyetinden milim uzakta durmadan, aynı sloganları karşı taraftan atıyorsun.
Bu ülkede Türbanla okula giremeyen kardeşlerime üzülen bir alevi yurttaş olarak,
Seçimle gelmiş iradenin asker tarafından değil devrilmesine sorgulanmasına dahil tahamülü olmayan bir 80 sonrası genci olarak,
Ermeni vatandaşlaramıza,kürt kardeşlerimize ve daha şu an sinirden aklıma gelmeyen tüm Anadolu halklarına yapılanları içinde kocaman bir yara gibi hisseden bir parçan olarak,
Beni hiç dinlemiyorsun.
Atatürk'ün askerleriyiz diyen elinde türk bayrakları ile sokaklara dökülen adamlarla katiyen aynı yerde durmuyorum ben mesela...
Asker diye bağıranlarla da...
Türbanlı kardeşlerimle de hiç aynı noktadan bakmıyorum dünyaya...
Ama şuan orda bambaşka bir şey oluyor farkına var artık bunu istiyoruz. Bizi de gör. Çünkü biz aynı olmadıklarımızla dost olmasını öğrendik sende öğren istiyoruz.
Dünyada belki de eşi benzeri olmayan bir gençlik var orda.
Asla da dediğin gibi ordan burdan emir alan faiz lobisi ile yönetilen bir gençlik değil.
Yatları katları olmayan bir gençlik ne anlar faiz lobisinden allah aşkına.
Tam tersine senin çok sevdiğin ve icazet aldığın büyük babalara sinrli,sermayeye kin kusan bir gençlik.
Altımızda levis converse var diye hep emperyalist kuklalar sandığınız gençlik aslında biziz işte.
Ülke sevmek ne senin ne benim ne onun tekelinde olabilir.
Orda ki herkes ülkesini seven ve ülkesinden yana kaygı duyan gençler.
İcazet almak birilerinin lafları ile hareket etmek ne yazık ki senin bağlı olduğun ideolojinin bir alt bilinci.
El etek öpmek, birilerinden akıl almadan hareket edememek...
Amerika başkanlarından sermaye babalarından ülke refahı için sözler almak için takla atan bizler değiliz.
Başımıza anti-emperyalist geçinenlerin aslında nasıl da meta bağımlısı olduğunu biz görüyoruz.
Biz gençlik olarak devrimi darbeyi komunizmi ve daha bir sürü şeyi kitaplardan okuduk bu güne kadar.
Senin o eleştirdiğin ama ne yazıkki karşı taraftan aynı sloganları attığın zihniyetin yakmayı unuttuğu bu günlere kalan kitaplardan...
Biz ülkemizi seviyoruz. Ama bizim sevgimiz bayrak sevgisi toprak sevgisi tarih sevgisi değil, çok daha fazlası.
Hacı Bektaş sevgisi, Yunus emre sevgisi, Deniz Gezmiş sevgisi, Mahsuni Şerif sevgisi, Ahmet Kaya sevgisi,Nazım Hikmet sevgisi..
Atatürk sevgisi,bayrak sevgisi,Ziya Gökalp sevgisi,bir sürü şey işte.
Kiminin kürt dili sevgisi, kiminin laz böreği, kiminni ermeni şarkısı...
Kulağına iki dakka koy şu toprağa bir dinle...
Osmanlıdan ibaret sandığın şu toprakları tüm tarihi gerçekliği ile içselleştir önce sen.
Kimsenin darbe yapacağı silahlanacağı popüler tabir ile dış mihraklardan emir alarak kaos ortamı yaratacağı yok.
Emin ol bir kişide silah olsun biz alırız elinden ne sana ne polisine gerek kalmaz.
Ama şiddet olmadan özgürce inançlarını sergileyen insanlara da aa o türbanlı bu apo posteri açmış demeyeceğiz.
Bunu öğrettiiniz bize çünkü siz, dinlememeyi...
Bir dinlemeye çalış dağa çıkanı, ülkücünü,ermenini...
Tek azınlık tek geçmişi eziyet dolu ideoloji seninki değil.
Bu ülkenin tarihinde sol inanç her zaman nasıl dağıtıldı, nasıl en güzellerimizi toprağa verdik bir anlamaya çalış.
Devlet tarafından kolluk güç olarak kullanılıp tasfiye edilen mafyavarı sağ ideolojilerin kaybettiklerini toprağa verdiklerini hatırla.
İşkence gören anadolu halklarını anımsa istiyoruz.
Ne sen ne senin CEHEPE zihniyetin değil bizim istediğimiz.
Biz gezen, içki içmeyi seven, sevgililerimizi öpünce mutlu olan ve aşkın mahşeri bir gerçeklik olduğuna inananlarız.
Biz edebiyat bilen, dünyayı takip eden yeni nesliz.
Hadi bana inanmıyosun entellektüel ve mizahı gücüne inanmak için direnişinin, duvarlara bak.
O duvarlarda biz devrim denen şeyi yeniden yorumluyoruz çünkü.
3 Haziran 2013 Pazartesi
Acaba son üç gündür hangimiz daha özgürdük? Düşündün mü hiç? Düşündün mü sokaklar kimin?
İlk olarak çok merak ettiğim bir şeyi netleştirmek istiyorum.
"Cevabı sandıkta verin, demokratik yolları kullanın" diyenlere bu sorum.
Merakımı mazur görün ama sizce demokrasilerde halk 5 yılda bir seçimle mi konuşmalı sadece.
Seçimde oy verip bir diğer seçime kadar ülke geleceği ile ilgili her önemli kararı dayatmayı kabul mu edelim?
Bu tabi ki her şeyde sokakta dökülelim demek değil.
İkisi çok farklı.
Bu sadece iktidarda olduğu için bir diğer seçime kadar halkının hassasiyetlerini görmezden gelen ve halkına kaba bir dil kullanan güce karşı sivil halkın direnişidir.
Sosyal Medya da
"polisime dokunma"
"Tayyip Baba büyüksün"
gibi sloganları ve daha kötüsü bu sloganlara kapılmış milyonları gördükçe içim acıyor.
Nasıl ki, kaç gündür o polise aslanlar gibi direnen çocukları gördüğümde umut doluyorsam;
evinde oturup;
"polisime dokunma"
"şiddet neyin çözümüdür?"
"içki içip polis taşlayan çapulcular"
dendikçe öyle öfke doluyorum.
Sen halksın. Sen neden benim karşımdasın. Ben senin karşında değilim ki.
Ben özgürce yaşamama engel olan iktidara karşıyım, bana zor kullanan polise karşıyım.
Polisin yanında duran ve sopayla bana saldıran sivil kıyafetli şerefsize karşıyım.
Beni küçük gören sesimi kısan bana çapulcu diyen adama karşıyım.
Senin bir rahatsızlığın yoksa sus otur sesini çıkarma, rahatsızlığı olan adamlara ne diye saldırıyosun.
Bu ülkenin her kesimi barışmış ortak bir mücadele için birleşmişken sırf partizanlığından kör oluyorsun.
Biz sana saygı duyuyorsak sen de bize saygı duyacaksın. Biz barış dedikçe yok diyosun hak dedikçe sus diyosun, hukuk dedikçe bırak diyosun.
Sen ki ezildiğine inanan bir ideolojinin evladısın, senin ezilenin yanında olman gerekirken sen ezen taraftasın ısrarla.
Şunu çok iyi anlıyoruz ki sen sisteme karşı falan değilsin, sistem seni ezerken "oyy yandım" beni ezerken "hey yaşa"... Sen bu kadarsın işte.
Küçükken dayak yediğinde "ben büyüyünce insanları koruyacağım" diyen çocuklardan değilsin.
"Ben bir büyüyeyim o zaman ben sizi dövecem" diyen çocuklardansın.
Ama işin kötüsü ne biliyomusun korkaksın ve ancak evinden polisin arkasından sallarsın.
Sokaklara inmek kötü, hak aramak ayıp...
Eylemin ve hak mücadelesinin meşru sınırlarını çizebilecek kadar dünya siyasi tarihine vakıf olmadığın gün gibi aşikar ama.
Kusura bakma sevsende sevmesen de diktatörlerin ülkesinde halk herzaman işi sokağa döker.
İletişim kanalları ne zaman kapanır o zaman şiddet meşrulaşır.
Saçma sapan, ilkokul çocukları gibi "ama ordaki esnafa yazık değil mi" diyosun. Taksimde dükkanı olup da her gün para kazanan adamı sen çok fazla düşünme.Boşver.
O bir yolunu bulur, gerekirse biz eylemciler aramızda parada toplayıp camlarını yaptırırız.Zararını karşılarız.
Kimsenin ordaki halkın parasına göz diktiği falan yok çarpıtma konuları sıkışmışsın bir sokakta üstüne bibergazları sular yağıyor.
İletişim kanalların kesilmiş, sinirler gergin...
İnsanlar bazı durumlarda sandığın kadar aklı selim olamayabilirler.
Konu eylem olunca hiç olmadığın kadar insancıl ve romantik olman gerçekten samimi değil.
Sen daha baba olmadan testislerini yırttığın genci,
kafasını gözünü patlattığın vatandaşını düşün.,
Gözü biber gazı kapsülleri ile kör olmuş delikanlılarına üzül.
Ölülerine sahip çık.
Orda ki herkes sandığın gibi terörist yada CHP li değildi. Bindirilmiş kıtalar değildik.
Bir cumhuriyet mitingi değildi.ATM parçalamaya gelmedik.
Askerden medet ummuyorduk hatta askeri sevmiyorduk bile. Gençtik devrim romantik geliyordu bira fazlaydı ve ne kadar ciddi bir iş yapıyor olsak da eğleniyorduk. Sen o kadar sinirli bir insansın ki eğlenmekten bile anlamazsın. Asker sloganı atanda oldu ülkücü jargonu kullananda Mustafa Kemal'in askerleri olduğunu söyleyenlerde...
Çarşı gibi tribün argosunu kullananlarda...
Tekyol devrim, Faşizme karşı omuz omuzalar da...
Herşey vardı orda bir şeyi seçip te bizi tek tipleştirmeye çalışma.
Evimde dayanamayıp sokağa çıkan beni kim kışkırtmış olabilir kimin oyununa gelmiş olabilirim. Gerizekalımısın sen?
Yıllardır herşeye böyle sırt çevirdiniz herşeyi böyle geçiştirdiniz.
Dağda savaşan adamın o davaya inandığını anlamak yerine kandırıyorlar kullanıyorlar dediniz.
Ama size türbanı inandıkları için değil anaları zorladığı için takıyorlar deyince çıldırdınız.
Müslüman olarak hakkaniyetinizden şüphe duyar hale getirdiniz insalanrı.
Tayyip dediğin, kendilerinin ezildiğini düşünenlerin öfkelerinin maddeye dönmüş halinden başka bir şey değil.
Kavga etmesi mest ediyor sizi, inatlaşması keyifden kudurtuyor...İntikamınızı alıyor değil mi?
Biz vardık orda halk vardı genci yaşlısı Atatürk sevdalısı, Kürdü, Antikapitalist Müslümanı, Alevisi, Ülkücüsü, Fenerlisi, Ultraaslanı ve semti müdafanın bekçileri Çarşı vardı.
Biz vardık ve gayette sinirliydik. Adidas'ın kırılan canıma Starbucks'ın parçalanan sandalyesine üzülecek psikolojide de değildik.
Ben Türban'la üniversiteye girmek istediğinizde girilmeli diyen adam olarak ordaydım mesela.
Kürt halkına uygulanan psikolojik baskı zulüm sindirme politikası son bulsun diyen biri olarak.
Ermeni kardeşlerimizle yaşamaktan onur duyan biri olarak.
Alevisini, Hristiyanını, Süryanisini seven ve aksinin mantığını anlayamayan biri olarak...
O kalın kafalarınıza girmiyor belli ki, her türlü mücadele her türlü hak arama kavgası sizce marjinal grupların çıkardığı kuru gürültü.
Olay iki ağaç falan değil...
Çevrelerini korumak isteyen üç beş gence biber gazları ile şafak baskını yapan polise direnen çocukların gördüğü zulüm...
Saldırgan kaba ve bizi küçük gören başbakanı içselleştiremeyimişiz...
Bir çıkış noktası bu,dolmuşluk, yeter artık demek...
Sen benim kardeşime saldırıp çadırını yakıcan ben senin kafana kaldırım taşı atmayacağım.
Sen sırf benim vergimle devletin sana verdiği üniforma sebebi ile tribe girip külhanbeylik taslaycaksın ben sana küfretmeyeceğim. Yok ya.
Dünyanın en doğrucu ve kurallara uygun yaşayan insanları sizlersiniz zaten.
Yaşamanın kendi iç dinamiklerini ve insan olmanın duygusal realitesini falan gözardı edip bir vurana bir daha lütfen demeliyiz zaten...
Bir tek dün mü polis terörü vardı sanki Polisin terörünü farketmeniz için ne olması lazım daha.Anlamıyorum.
Üç tane uyuşturucu içen çocuğu döven ama uyuşturucu satıcısına dokunamayan polisin senin.
Hrant Dink'in katili ile fotoğraf çektiren polisin.
Milliyetçilik zehiri ile gözleri dönmüş ne için mücadele ettiğini bilmeyen polisin.
Hadi biz oraya AVM istemiyoruz ve polis teröründen bıktık diye gittik.
Sen neyi savunuyosun polis, Hayır orası AVM olacak ve biz teröre devam mı edecez diyosun.
Öğrencileri püskürtürken sanırsın Kurtuluş Savaşı'nda vatanını koruyan polissin sen.
Kafasına göre yolda yürüyen adamı çevirip artis artis hareketler yapan polissin.
Her sıkıştığımızda polis diyormuşuz.
Diyeceğim tabi .Parasını alıyor beni kormak zorunda. Hasta olunca doktor diyecem, yangın çıkınca itfiayeci...
Polis bir itfayeciden fazlası değildir.
Robocop gibi gezip jopla eksik kalan erkeklik duygularını bastırmaya çalışmasınlar boşuna.
Sen seni sevmeyen kıza tecavüz edip beni sevmek zorundasın diyen adam kadar zorbasın artık gözümde.
Recep Beye gelince.
Özallar ile Menderesler ile kıyaslanıyor Tayyip bu günlerde ama kusura bakmasın.
Şu ülke tarihinde onun kadar inatçı, kinci, egosu yüksek ve sınırlı kapasitesine rağmen herşeyin en iyisini bildiğini sanacak kadar zafer sarhoşu bir yönetici görmedik.
Ama en kötüsü Tayyip kadar kabasını... Bu gözler senin gibisini hiç görmedi.
Yanındaki yalaka ve basiretsiz milletvekilleri ile borusunu öttürüp duruyor yıllardır.
50% oy alıyor diye 50%'nin başkanlığını yapacaksa, herkesi kendi oy verdiği partileri yönetsin.
Beni %10'luk BDP yönetsin seni 27%lik CHP yönetsin...
Demokrasi bumudur? Sen herkesin haklarına saygılı herkesi içselleştiren bir politika izlemediğin sürece bu insanlar senin için sokağa dökülecek.
Şuda bir gerçek bir seçim olsa oyun çok düşmeyecek. AKP ye oy veren kesimin sosyolojik yapısı ele alındığında sosyal medya kullanma ihtimallerinin düşüklüğü sebebi ile
olayları senin ağzından dinliyorlardır kaç gündür.Onlar için biz içki içip polise taş atan bir kaç çapulcuyuz. Kalan kısmı da zenginleşmekten, tüm ülke meselesinin İslam eksenli cami ve alkol üzerinden yapılan siyaset olmasından mutlu zaten. Arada bir one minute elalem mest...
Tayyip baba tam da o mangalda kül bırakmayan gazeteci Fatih Altaylı sana evet efendim tabi kıymetlim derken aklıma ne geldi aklıma biliyor musun?
Artık işin zor.
O müthiş planınızın sonucunda ortaya çıkan apolitik beyaz türkler,tv ile uyuttuğunuz gençler, biz, 80 sonrası kuşak dün senin polisinle çatışmıyordu, savaşıyordu.
Sen ve yardakçıların yırtılsın alkolik çapulcular şanlı türk polisine taş atan iblisler yok efendim esnafa zarar veren ayyaşlar diye... Tayyip görmüyor musun umrumuzda değil. Sen bu ülkeyi kimsenin yapamadığı bir şekilde ikiye böldün artık. Umrumuzda değilsin. Elimizde alkol dolmabahçe de turlarız biz sen her yeri yaksanda.
Nasıl ki her türlü eylemi kaba kuvvetle çözmeye alıştın sen, bu halk da artık sokağa çıkabileceğini hissetti.
Ama olay bambaşka bu sefer. Olay senin 50% inin azalması değil. Olay geri kalan 50% nin uyanması.
O sebeple artık seçim sarhoşu olamayacaksın.
%50 de alsan sana oy verenler sokağa çıkmadan evinden destekleyecek seni.
Sen ülkeyi polislerinin arkasında 10 tane iş adamının arasında yöneteceksin.
Sıkıştın mı cami yapacaksın, olmadı mı alkolü yasaklayacaksın.
Taksim de biz olacağız ama. Gezi parkında içki içip sevgililerimizi öpücez. Hem de dudaktan Tayyip. Dudaktan. Şarkı söyleyecez, canımız isterse marş söyleyecez. Fenerlisi beşiktaşlısı beraber maç izleyecez. Ülkücüsü Atatürkçüsü aynı masada tavla atacaz. Ama senin gibi ne amaca hizmet ettiği belli olmayan, kötü insanlara ülke bırakmaycaz.
Tayyip baba anlayacağın bundan sonra sokaklar bizim. Sen de kurşun geçirmez camından yüz elli polisin arasından denizi görebilirsin ama.
Acaba son üç gündür hangimiz daha özgürdük?
Düşündün mü hiç?
Düşündün mü sokaklar kimin?
"Cevabı sandıkta verin, demokratik yolları kullanın" diyenlere bu sorum.
Merakımı mazur görün ama sizce demokrasilerde halk 5 yılda bir seçimle mi konuşmalı sadece.
Seçimde oy verip bir diğer seçime kadar ülke geleceği ile ilgili her önemli kararı dayatmayı kabul mu edelim?
Bu tabi ki her şeyde sokakta dökülelim demek değil.
İkisi çok farklı.
Bu sadece iktidarda olduğu için bir diğer seçime kadar halkının hassasiyetlerini görmezden gelen ve halkına kaba bir dil kullanan güce karşı sivil halkın direnişidir.
Sosyal Medya da
"polisime dokunma"
"Tayyip Baba büyüksün"
gibi sloganları ve daha kötüsü bu sloganlara kapılmış milyonları gördükçe içim acıyor.
Nasıl ki, kaç gündür o polise aslanlar gibi direnen çocukları gördüğümde umut doluyorsam;
evinde oturup;
"polisime dokunma"
"şiddet neyin çözümüdür?"
"içki içip polis taşlayan çapulcular"
dendikçe öyle öfke doluyorum.
Sen halksın. Sen neden benim karşımdasın. Ben senin karşında değilim ki.
Ben özgürce yaşamama engel olan iktidara karşıyım, bana zor kullanan polise karşıyım.
Polisin yanında duran ve sopayla bana saldıran sivil kıyafetli şerefsize karşıyım.
Beni küçük gören sesimi kısan bana çapulcu diyen adama karşıyım.
Senin bir rahatsızlığın yoksa sus otur sesini çıkarma, rahatsızlığı olan adamlara ne diye saldırıyosun.
Bu ülkenin her kesimi barışmış ortak bir mücadele için birleşmişken sırf partizanlığından kör oluyorsun.
Biz sana saygı duyuyorsak sen de bize saygı duyacaksın. Biz barış dedikçe yok diyosun hak dedikçe sus diyosun, hukuk dedikçe bırak diyosun.
Sen ki ezildiğine inanan bir ideolojinin evladısın, senin ezilenin yanında olman gerekirken sen ezen taraftasın ısrarla.
Şunu çok iyi anlıyoruz ki sen sisteme karşı falan değilsin, sistem seni ezerken "oyy yandım" beni ezerken "hey yaşa"... Sen bu kadarsın işte.
Küçükken dayak yediğinde "ben büyüyünce insanları koruyacağım" diyen çocuklardan değilsin.
"Ben bir büyüyeyim o zaman ben sizi dövecem" diyen çocuklardansın.
Ama işin kötüsü ne biliyomusun korkaksın ve ancak evinden polisin arkasından sallarsın.
Sokaklara inmek kötü, hak aramak ayıp...
Eylemin ve hak mücadelesinin meşru sınırlarını çizebilecek kadar dünya siyasi tarihine vakıf olmadığın gün gibi aşikar ama.
Kusura bakma sevsende sevmesen de diktatörlerin ülkesinde halk herzaman işi sokağa döker.
İletişim kanalları ne zaman kapanır o zaman şiddet meşrulaşır.
Saçma sapan, ilkokul çocukları gibi "ama ordaki esnafa yazık değil mi" diyosun. Taksimde dükkanı olup da her gün para kazanan adamı sen çok fazla düşünme.Boşver.
O bir yolunu bulur, gerekirse biz eylemciler aramızda parada toplayıp camlarını yaptırırız.Zararını karşılarız.
Kimsenin ordaki halkın parasına göz diktiği falan yok çarpıtma konuları sıkışmışsın bir sokakta üstüne bibergazları sular yağıyor.
İletişim kanalların kesilmiş, sinirler gergin...
İnsanlar bazı durumlarda sandığın kadar aklı selim olamayabilirler.
Konu eylem olunca hiç olmadığın kadar insancıl ve romantik olman gerçekten samimi değil.
Sen daha baba olmadan testislerini yırttığın genci,
kafasını gözünü patlattığın vatandaşını düşün.,
Gözü biber gazı kapsülleri ile kör olmuş delikanlılarına üzül.
Ölülerine sahip çık.
Orda ki herkes sandığın gibi terörist yada CHP li değildi. Bindirilmiş kıtalar değildik.
Bir cumhuriyet mitingi değildi.ATM parçalamaya gelmedik.
Askerden medet ummuyorduk hatta askeri sevmiyorduk bile. Gençtik devrim romantik geliyordu bira fazlaydı ve ne kadar ciddi bir iş yapıyor olsak da eğleniyorduk. Sen o kadar sinirli bir insansın ki eğlenmekten bile anlamazsın. Asker sloganı atanda oldu ülkücü jargonu kullananda Mustafa Kemal'in askerleri olduğunu söyleyenlerde...
Çarşı gibi tribün argosunu kullananlarda...
Tekyol devrim, Faşizme karşı omuz omuzalar da...
Herşey vardı orda bir şeyi seçip te bizi tek tipleştirmeye çalışma.
Evimde dayanamayıp sokağa çıkan beni kim kışkırtmış olabilir kimin oyununa gelmiş olabilirim. Gerizekalımısın sen?
Yıllardır herşeye böyle sırt çevirdiniz herşeyi böyle geçiştirdiniz.
Dağda savaşan adamın o davaya inandığını anlamak yerine kandırıyorlar kullanıyorlar dediniz.
Ama size türbanı inandıkları için değil anaları zorladığı için takıyorlar deyince çıldırdınız.
Müslüman olarak hakkaniyetinizden şüphe duyar hale getirdiniz insalanrı.
Tayyip dediğin, kendilerinin ezildiğini düşünenlerin öfkelerinin maddeye dönmüş halinden başka bir şey değil.
Kavga etmesi mest ediyor sizi, inatlaşması keyifden kudurtuyor...İntikamınızı alıyor değil mi?
Biz vardık orda halk vardı genci yaşlısı Atatürk sevdalısı, Kürdü, Antikapitalist Müslümanı, Alevisi, Ülkücüsü, Fenerlisi, Ultraaslanı ve semti müdafanın bekçileri Çarşı vardı.
Biz vardık ve gayette sinirliydik. Adidas'ın kırılan canıma Starbucks'ın parçalanan sandalyesine üzülecek psikolojide de değildik.
Ben Türban'la üniversiteye girmek istediğinizde girilmeli diyen adam olarak ordaydım mesela.
Kürt halkına uygulanan psikolojik baskı zulüm sindirme politikası son bulsun diyen biri olarak.
Ermeni kardeşlerimizle yaşamaktan onur duyan biri olarak.
Alevisini, Hristiyanını, Süryanisini seven ve aksinin mantığını anlayamayan biri olarak...
O kalın kafalarınıza girmiyor belli ki, her türlü mücadele her türlü hak arama kavgası sizce marjinal grupların çıkardığı kuru gürültü.
Olay iki ağaç falan değil...
Çevrelerini korumak isteyen üç beş gence biber gazları ile şafak baskını yapan polise direnen çocukların gördüğü zulüm...
Saldırgan kaba ve bizi küçük gören başbakanı içselleştiremeyimişiz...
Bir çıkış noktası bu,dolmuşluk, yeter artık demek...
Sen benim kardeşime saldırıp çadırını yakıcan ben senin kafana kaldırım taşı atmayacağım.
Sen sırf benim vergimle devletin sana verdiği üniforma sebebi ile tribe girip külhanbeylik taslaycaksın ben sana küfretmeyeceğim. Yok ya.
Dünyanın en doğrucu ve kurallara uygun yaşayan insanları sizlersiniz zaten.
Yaşamanın kendi iç dinamiklerini ve insan olmanın duygusal realitesini falan gözardı edip bir vurana bir daha lütfen demeliyiz zaten...
Bir tek dün mü polis terörü vardı sanki Polisin terörünü farketmeniz için ne olması lazım daha.Anlamıyorum.
Üç tane uyuşturucu içen çocuğu döven ama uyuşturucu satıcısına dokunamayan polisin senin.
Hrant Dink'in katili ile fotoğraf çektiren polisin.
Milliyetçilik zehiri ile gözleri dönmüş ne için mücadele ettiğini bilmeyen polisin.
Hadi biz oraya AVM istemiyoruz ve polis teröründen bıktık diye gittik.
Sen neyi savunuyosun polis, Hayır orası AVM olacak ve biz teröre devam mı edecez diyosun.
Öğrencileri püskürtürken sanırsın Kurtuluş Savaşı'nda vatanını koruyan polissin sen.
Kafasına göre yolda yürüyen adamı çevirip artis artis hareketler yapan polissin.
Her sıkıştığımızda polis diyormuşuz.
Diyeceğim tabi .Parasını alıyor beni kormak zorunda. Hasta olunca doktor diyecem, yangın çıkınca itfiayeci...
Polis bir itfayeciden fazlası değildir.
Robocop gibi gezip jopla eksik kalan erkeklik duygularını bastırmaya çalışmasınlar boşuna.
Sen seni sevmeyen kıza tecavüz edip beni sevmek zorundasın diyen adam kadar zorbasın artık gözümde.
Recep Beye gelince.
Özallar ile Menderesler ile kıyaslanıyor Tayyip bu günlerde ama kusura bakmasın.
Şu ülke tarihinde onun kadar inatçı, kinci, egosu yüksek ve sınırlı kapasitesine rağmen herşeyin en iyisini bildiğini sanacak kadar zafer sarhoşu bir yönetici görmedik.
Ama en kötüsü Tayyip kadar kabasını... Bu gözler senin gibisini hiç görmedi.
Yanındaki yalaka ve basiretsiz milletvekilleri ile borusunu öttürüp duruyor yıllardır.
50% oy alıyor diye 50%'nin başkanlığını yapacaksa, herkesi kendi oy verdiği partileri yönetsin.
Beni %10'luk BDP yönetsin seni 27%lik CHP yönetsin...
Demokrasi bumudur? Sen herkesin haklarına saygılı herkesi içselleştiren bir politika izlemediğin sürece bu insanlar senin için sokağa dökülecek.
Şuda bir gerçek bir seçim olsa oyun çok düşmeyecek. AKP ye oy veren kesimin sosyolojik yapısı ele alındığında sosyal medya kullanma ihtimallerinin düşüklüğü sebebi ile
olayları senin ağzından dinliyorlardır kaç gündür.Onlar için biz içki içip polise taş atan bir kaç çapulcuyuz. Kalan kısmı da zenginleşmekten, tüm ülke meselesinin İslam eksenli cami ve alkol üzerinden yapılan siyaset olmasından mutlu zaten. Arada bir one minute elalem mest...
Tayyip baba tam da o mangalda kül bırakmayan gazeteci Fatih Altaylı sana evet efendim tabi kıymetlim derken aklıma ne geldi aklıma biliyor musun?
Artık işin zor.
O müthiş planınızın sonucunda ortaya çıkan apolitik beyaz türkler,tv ile uyuttuğunuz gençler, biz, 80 sonrası kuşak dün senin polisinle çatışmıyordu, savaşıyordu.
Sen ve yardakçıların yırtılsın alkolik çapulcular şanlı türk polisine taş atan iblisler yok efendim esnafa zarar veren ayyaşlar diye... Tayyip görmüyor musun umrumuzda değil. Sen bu ülkeyi kimsenin yapamadığı bir şekilde ikiye böldün artık. Umrumuzda değilsin. Elimizde alkol dolmabahçe de turlarız biz sen her yeri yaksanda.
Nasıl ki her türlü eylemi kaba kuvvetle çözmeye alıştın sen, bu halk da artık sokağa çıkabileceğini hissetti.
Ama olay bambaşka bu sefer. Olay senin 50% inin azalması değil. Olay geri kalan 50% nin uyanması.
O sebeple artık seçim sarhoşu olamayacaksın.
%50 de alsan sana oy verenler sokağa çıkmadan evinden destekleyecek seni.
Sen ülkeyi polislerinin arkasında 10 tane iş adamının arasında yöneteceksin.
Sıkıştın mı cami yapacaksın, olmadı mı alkolü yasaklayacaksın.
Taksim de biz olacağız ama. Gezi parkında içki içip sevgililerimizi öpücez. Hem de dudaktan Tayyip. Dudaktan. Şarkı söyleyecez, canımız isterse marş söyleyecez. Fenerlisi beşiktaşlısı beraber maç izleyecez. Ülkücüsü Atatürkçüsü aynı masada tavla atacaz. Ama senin gibi ne amaca hizmet ettiği belli olmayan, kötü insanlara ülke bırakmaycaz.
Tayyip baba anlayacağın bundan sonra sokaklar bizim. Sen de kurşun geçirmez camından yüz elli polisin arasından denizi görebilirsin ama.
Acaba son üç gündür hangimiz daha özgürdük?
Düşündün mü hiç?
Düşündün mü sokaklar kimin?
18 Nisan 2013 Perşembe
Dürtme içimdeki narı
Üstümde
beyaz gömlek var
Birhan
Keskin
Size biraz denizden bahsedeyim istiyorum,
Kadife gibi yumuşak, kasıklarınız gibi kıpır kıpır denizden
Ya da mevsimlerden bahsedeyim
Ağaçların düşen dallarından
Doğanın kendini tekrar edip durmasından
Bir yaranın bağlamasından kabuk
Size biraz rüzgarlardan şikayet edeyim
Esmesinden böyle yerli yersiz,
Saçlarınızı savuruşundan,
Size öyle pat diye aşık oluşumdan!
-İçimde her cümlenin sonuna ünlem işareti koyma coşkusu
Size biraz benden bahsedeyim
Sizi görmüştüm bir gün; öncesinde başka bir adamdım
Şimdi bir güzelim ki, içim kir tutmaz
İnancım taş gibi ufalanmıştı avuçlarımda
Bu günse yumak yumak bir inancım var.
Bilirim ki kader plan kurmaz.
Mesela sana bir şey olur korkusu içime düşüyor bazen.
Gün içinde otobüste giderken, ya da ıslanırken vapurda
Ve o an suratım bir at leşini andırıyor.
Çirkinliğin evi oluyor yüzüm.
Dilin bir n'ey oluyor sanki öyle zamanlarda
Tüy gibi hafif sızıyor kulaklarımdan sesin
Leylak kokusu gibi sesin,Kuş kanadı gibi pır pır sesin
Burdayım diyorsun,sesin kendini tekrar ediyor
İçim öyle güzel,öyle süt- liman.
-Ellerimi bırakarak yokuş aşşağı bisiklet sürme korkusu
içimde tekrar edip duruyor kendini
Kış bu sene sert geçecek diyorlar.
Hava taş gibi sert,
Rüzgar bıçak gibi keskin.
Ama senin yanında unuturum her şeyi ben.
Memelerinde tüm geçmiş aşklar eskir.
-Ya içtiğimiz sigara tırt çıkarsa kaygısı
bir vida oluyor. Dönüp duruyor içimde
Günlerin yanına günler ekleniyor.
İnsanlar buna yaşlanmak diyor.
Ben yaşamak...
Çünkü ben mesela başıma bir şey gelse kötü
Mesela bisikletten düşsem
Gelir dudaklarına sığınırım
Dişlerin keskindir ama bilirim. Öyle korkarım.
Dudaklarımı kanatmasından korkarım dişlerinin.
Ama aşk zaten hep bir tetikte olma duygusu değil midir?
Sevgilim.
-Lise kantinlerde saplanan kasık sancısı
Sen ritmi kaçmış bir melodi
Türk müziğinde aksak bir makam
Edebiyatın tam kalbi
Sen şelale, güneş sen, sap-sarı bozkır
Şıkır şıkır kayan yıldız sen,
Toprak kokusu sinmiş memelerine
Tadın buğday.
Uzak bir ülke sen
Alıp yaralarımı her gülüşünle okyanuslara bırakıyorsun.
Çünkü biliyorsun her yaranın hikayesi izdedir.
Öpersen kalmaz iz falan ne de olsa
"Sevdiceğim gözyaşı averajı bizdedir."
-Boş bir odada yalnız uyudukça çıkan yatak gıcırtısı
ve onun bitmeyen yankısı.
Dudaklarında bir tebessüm var senin sabit.
Hiç bir ruj örtemiyor.
Dökülüyor masalara konuşurken.
Öpüşürken karışıyor kanıma.
Bir serçe kalbi gibi pır pır
Dudaklarında ki hal.
Ve Türkçe'den şapka işareti kalktığından beri kendimi
Yeterince ifade edemiyorum.
Süzülüşündeki çağdaş mana mesela
Cam olup kırılıyor.
Öyle güzelsin ki.
Anlatmam için...
Yani bir harf bulmalıyım.
-Her bir ayrıntın için
farklı bir artikel gerekir.
Giderken öptüğün
yerlerimden acıyorum en çok.
Bacak arandan kasıklarıma
dökülen yanık şeker kokusu
Ve mevsimsiz bir şekilde
bahar kokan göğsün...
Gökkubbenin altında çıplak,
Ve sevişmek...
Eğiliyorum dudaklarına
Yerin yedi kat dibine
giriyorum utancımdan
İlk defa bir kadını
öptüğümde de böyle olmuştum.
Hatırlıyorum
Yıldız ve kuşlarla dolu bir
gece var gökyüzünde.Fakat!
Ben senin konuştuğun yerde
ötecek kadar
Babayiğit bir kuş
tanımıyorum.
Herkesin Allah'a şükretme
şekli başka işte
Ben iyi bir mümin olmaya
senden başlıyorum
-Ben hala senden daha
anlamlı bir ayet bilmiyorum.
9 Mart 2013 Cumartesi
Ve hep yanlış gemi...
"otların sarardığı yerlerde güneş, kurşunun değdiği
tende heves kalmıştır."
İsmet ÖzelSevgililerini bırakıp giden denizciler öyle çok ağlarlarmış ki
Deniz tuzlu olurmuş diye anlatmışlardı bana
Çok ağlarlarmış.O kadar çok ki
Gözlerini sildikleri mendilleri kurusun diye
Koca koca direklere asarlarmış..
Yelken derlermiş adlarınada.
Şimdi sen bu masala inanma diyorsun bana.
Yüzün limon çiçeği,dudakların çilek, dillerin pamuk şekeri
Ama inanma diyorsun Şirin' için ölen Ferhat'a.
Masallara inanma.
Zencilerle dolu bir uçak düşmüştü Çukurova'ya
O beyaz pamuk tarlaları simsiyah olmuştu
Sanki süte gölgesi düşmüştü ağzımın
diye başlayacaktım...
Sonra farkettim bir şiire böyle başlanmaz.
Başlayamıyorum hiç biryerden
Biliyorum ne yapsak yanlış
Zaten sıkışmışken ufacık hayatlarımızdan
Birde sevdiklerimiz bize dargın.
Oysa biz istemezdik böyle olsun
Sen istemezdin ben istemezdim, kimse istemezdi
Tüm bileklerimi yırtacağım bu akşam
Sırf senin için.
Biliyorum tabikide bu çok yanlış.
İstemezsin.
Ama gel gör ki kalmıyor güç
Ah! bu gece bütün göstergeler adını söylüyor çünkü
Sevişilmeden nasıl yaşanılsın.
Olur mu hiç?
Biliyorum ne yapsak yanlış
Zaten sıkışmışken ufacık hayatlarımızdan
Birde sevdiklerimiz bize dargın.
Oysa biz istemezdik böyle olsun
Sen istemezdin ben istemezdim, kimse istemezdi
Tüm bileklerimi yırtacağım bu akşam
Sırf senin için.
Biliyorum tabikide bu çok yanlış.
İstemezsin.
Ama gel gör ki kalmıyor güç
Ah! bu gece bütün göstergeler adını söylüyor çünkü
Sevişilmeden nasıl yaşanılsın.
Olur mu hiç?
Köpekler kudurur, kunduzlar kemirir
Ve biz sevişiriz.
Bu savaş demektir.
Dökülecek kanın artık günahı olmaz.
Hem kan dediğin benim gibi canilere güç katar
Sorun olmaz.
Ve biz sevişiriz.
Bu savaş demektir.
Dökülecek kanın artık günahı olmaz.
Hem kan dediğin benim gibi canilere güç katar
Sorun olmaz.
Hep yarımda kalan hikayeler gibi aşk
Senin cümlene noktayı ben nasıl koyayım
Bitmiyor sinirimiz, öfkemiz
Kıymet bilmeyen Adem çocuklarıyız işte.
Sanki binlerce yıl yaşayacakmışız gibi
Küsüyoruz günlerce.Duruyoruz sessiz sessiz.
Bitmez sandığımız hikayalerin hep bir sonu
Şiirlerin hep...Halbu ki.
Sonları var her şeylerin.
Söz gelimi ömür
Anne olacaksın bir gün biliyorum
Ama üzülerek söylüyorum
Anneler de bir gün elbet ölür.
Senin cümlene noktayı ben nasıl koyayım
Bitmiyor sinirimiz, öfkemiz
Kıymet bilmeyen Adem çocuklarıyız işte.
Sanki binlerce yıl yaşayacakmışız gibi
Küsüyoruz günlerce.Duruyoruz sessiz sessiz.
Bitmez sandığımız hikayalerin hep bir sonu
Şiirlerin hep...Halbu ki.
Sonları var her şeylerin.
Söz gelimi ömür
Anne olacaksın bir gün biliyorum
Ama üzülerek söylüyorum
Anneler de bir gün elbet ölür.
Bu arada
Allah bile cezalandırdı Adem ile Havva'yı
Sırf tutkuları var diye
Düşüne biliyormusun?
Allah bile cezalandırdı Adem ile Havva'yı
Sırf tutkuları var diye
Düşüne biliyormusun?
Sonra düşündüm de...
Gözlerin doğru anahtar gibi
Cuk diye uymuştu gözlerime.
"insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu"
Gözlerin büyüyüp durmuştu içimde.
O vakit eminim sen elbet bir gemi ile gelirsin.Di!
Deniz yakışır sana
Sonuçta köpük köpük mavisin.Dir!
Bende uyanır uyanmaz denizlere dalıyorum
Ayaklarımdan sarkıtıyorum kendimi.
Kalbim denizin dibinde kalsın diye taş bağlıyorum.
Temizlensin diye değil ama
İşim gücüm lacivert olmak.
Ben rengimi sevmiyorum.
Sonra denizleri yarıp geliyordu birileri
Atları ile hemde, siyah beyaz atları ile
Seni almak istiyorlardı, vermiyordum.
Onurumla savaşıyordum binlerce atlı ile
Kılıcımı hıncımla biliyordum.
Senin örülü saçların vardı, aralarından kuşlar uçuşuyordu
Örülü saçlarının arasında dalgalar saklıyordun.
Bütün dalgalar sesini taklit ediyordu.
Ben senin için öldürdükçe
Dudakların bir barbar gibi beni takdir ediyordu.
Diye bitirecektim...
Sonra farkettim bir şiir böyle sonlanmaz.
16 Ekim 2012 Salı
Gel affedelim birbirimizi. Ekimin ortasında
Dışarıda kavun dilimi gibi sarı ve kokulu güneş
Gel affedelim birbirimizi.
Denizler kıpır kıpır.Affedelim.
Kafelerde uzaklara bakıp gidişin senin
Dudağını büküşün
Saçlarının kahredici inceliği,
Otoriter siyahlığı saçlarının ,
Kıvrılan burnun sonra... Ve Allah.
Hepsi için affedelim.
Temmuz kadar ağır çeker, beni zamansız öpüşün
Benim halim sonbahar gibi. Paldır küldür.
Mülkiyet denen şeyin canı cehenneme
Elimde balyoz tüm heykelleri alt-üst ederim ben.
Neyden korkacakmışım hem!
Manifestoma mani olanın eceli hazır
Ben denizde taş sektirmekten korkardım gençken
Acır diye canı
Mesela seni bir tanka atıp gezdirmek istiyorum
Ülke ülke, her kara parçasında
Sonuçta Cumhuriyet dediğin senin sol yanın.
Anne kelimesini üç kez öpüp başıma koyuyorum
Ama biliyorum en çok sana yakışır
Yeşil eteğinin altına yakışır,
Yada beyaz kuğu gibi boynuna.
Ucuna bir ufak taş takarım
Memelerine sonra, memelerine annelik ne yakışır.
Ufak bir çocuk köfte dudakları ile
Memelerine yapışır.
Anne!!!
Sonra durmadan tekrar eder kendini bir devlet,
Sen akarsuların denizi öptüğü yersin
Annesi böyle güzelken ne etsin evlat.
Gel affedelim birbirimizi
Sonuçta aşık dediğin sevişerek iyileşir
Aşkın provası olmaz, silahın şakası
Senin gidişini taklit ederim ben,
Bir vazo taklit eder dağılışımı
Gel affedelim birbirimizi en mahrem yerlerimizden.
5 Eylül 2012 Çarşamba
Aslında sonunu daha yazmadım ama bu böyle güzel... Çat diye bitenlerden
bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur...
Turgut Uyar
Yeni bir şiire nerden başlamalı, seni öpmeye nerelerinden
Sesinden dökülen şelaler var,
Her kelimende ayağımı suya sokuyorum.
Oralarından mı?
Nerenden.
Diye bir dert var içimde.
Anlıyormusun?
Beni öptüğün yerlerim dökülüyor pul pul
Teker teker kanıyor gözbebeklerinin değdiği yerlerim
Bir özlemek gibi ben söyledikçe senin reddettiğin
Bir özlemek ki
Hangi kuşun kanadına iliştirsem düşer kuş.
Öyle özlemek
Diye bir hicranki sorma gitsin.
Duyuyormusun?
Aşk boş iş sevgilim, sevda boş iş
Bir erkek bir kadın
Defalarca soyunup yine defalarca giyinmek...
Sevişmek boş iş
Yaşamak gibi bir bela varken başta öpüşmek boş iş
An olur çünkü eminim;
Edepsiz ağzım küfüre bulanır tekrar tekrar
An olur düşer gardımız
Dudaklarımızda yumruklar patlar
O öpülesi dudaklarında hayat denen şıllığın yumrukları
Halbu ki ben bilirim seni
Yerinde öyle ağır dalında öyle güzelsindir
Gölgen bile ağır gelir seni bilmeyene
Bende beşerim sonuçta elbet şaşarım
Ne yapsın bu meftun kalp içine girmeyene
10 Ağustos 2012 Cuma
Dua etmekten bıkan ABD Kökenli müsluman rapçi der ki: "Amin again man"
Ne zamandır böle sikik sikik konular da bir şeyler yazıyorum.Hani olur ya bişeyler karalarsın sonra kaydeder atarsın bir yere, deftere yazdıysan saklarsın.
Ben o işi bıraktım işte direk bloga yazıyorum. Düşününce ne garip ama, teknolojiyi farketmeden nasıl kanıksadık.Dijital günlük ne amk. Her neyse bu aralar
sevdiğimiz kardeşimiz, şahsen benim reis demekten en hoşlandığım adam Serkan reis ki güneş gibi sarışındır kendisi, gözleri aman allahım orman sanki, askere gidiyor.
Onun askere gitmesi üzerine geçen aklıma ne zamandır gelen bir şey geldi. Şeklimizin on numero olduğu gecelerden birinde gamzeli bulgar,tarz adam ömer arkadaşıma
ki kendisi bıçkın bir pendiklidir bir kısa film projezi yumurtlamıştım. Oradaki muhabbet te askerlik ile ilgiliydi ve nicedir o muhabbet aklımda dönüp duruyor.
Askerlik ya sandığımız gibi bir şey değilse?
Düşünsenize de askerlik aslında erkek ırkının kadın ırkına söylediği en büyük yalansa.
Ya tüm erkekler sözbirliği etmişesine aynı yalanı söylüyorsa, ve aslında allah cennet kıyamet her şey oyunsa, bu büyük oyunun inanılmaz dekorların tek sebebi kadınların
bilmemesi gereken bir sırrı saklamaksa. Askerlik ya kadınların bildiği gibi bir şey değilse?
Daha kötüsü askere gitmemiş erkekler bile bu sırrı bilmeyecek...
Askeriye denen şey meğerse içeride karıların havuzların alkol ve uyuşturucuların dolu olduğu Büyük Seyduna'nın cenneti gibi bir yerse.
Erkek askere gidene kadar askerden korkar gidince ne görsün her yer şahane karılar sınırsız alkol ve sex partileri ile dolymuş. Akeriye dejenarasyonun başkenti gibi bir yermiş meğerse.Erkekler kadınlardan izole böyle bir ortam yaratmak için askerlik yalanını söylüyor ve binlerce yıldır milyonlarca kişiyi sırf bu uğurda öldürmekten geri durmuyorsa.
İnsan canı ölen çocuklar yanan evler bu büyük planın bir parçası ise. Bu sırrı kadınlara söyleyenler dayanamayıp dillendirenler hemen öldürülüyor şehit deniyorsa.
Ben böyle olmasını umuyorum inandırıcı olsun diye de anılar anlatılarak kötü iğrenç bir ortam olduğu sürekli kadınlara söyleniyor.
Hatta psikolojik bir silah olarak bile asker muhabbeti denen bir olgu yaratılmış ve kimse anılarını dinlemek istememektedir.
Bu güne kadar hiç askerlik anısı dinlememiş bir kız bile a"yy hayatta dinleyemem çekemem" demektedir.Çünkü bu böle olduğu için değil erkeklerin sırf bunu böyle bilsin kadınlar
isteği üzerine inandırılmış bir parodi. Sebebi de soru falan sorarsa bir şey kaçırırım ağzımdan açık veriririm korkusu.
Aman allah'ım ne zekice değil mi. Planın müthişliğine bak
Böle olması ne güzel. Diğer türlü üç beş kanı bozuk para kazansın diye gencecikk çocukların birbirini öldürmesi çok acı.Bu daha büyük bir insanlık suçu değil mi?
Allah'ım nolur böye olsun.Amin.
Ps: Serkan Reiste dönsün bir an önce. O bize lazım.Amin again man.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)